28 Ocak 2014 - 20:30
Patrick Cockburn Adra izlenimlerini yazdı

Independent muhabiri Patrick Cockburn, Suriye’nin Adra kasabasına giderek buradaki izlenimlerini yazdı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Geçtiğimiz Aralık ayında Suriye'nin başkenti Şam yakınlarındaki Adra'ya yapılan saldırı ve yaşanan katliamın ardından, ilk kez bir uluslararası medya kuruluşu kasabaya girdi.

Independent'ın deneyimli muhabiri Patrick Cockburn, silahlı çetelerle ordu arasındaki çatışmalar nedeniyle sakinlerinin ya kaçtığı ya da saklandığı Adra'da, iki tarafın da birbirine üstünlük sağlayamadığını söyledi.

11 Aralık günü Nusra Cephesi ile İslam Ordusu'nun baskın yaptığı kasabada, en az 32 Alevi, Hıristiyan, Dürzi ve Şii'nin ya anında öldürüldüğü ya da rehine olarak alındığı belirtiliyor. Cockburn de, çetelerin ellerinde listelerle evleri dolaştığının aktarıldığını yazıyor.

Bir klinikte doktor ve hemşirelerin de öldürüldüğü iddiasını dile getiren Cockburn, kasabanın bir bölümünün hala sözde cihadcıların elinde olduğunu, kesin ayrıntıları elde etmenin mümkün olmadığını, ancak rehine olarak alınan ancak kurtulan tanıkların anlatımından bir katliamın kesinlikle gerçekleştiğinin anlaşıldığını not ediyor.

Sanayinin çöküşü

Bir zamanlar 937 işçinin çalıştığı ve günde 3 bin-4 bin ton çimento üreten bir çimento fabrikasına giden Cockburn, buranın artık yalnızca katliamdan kurtulan Adralıların çamaşırlarını astığı bir "ölü mekanik bir canavar" haline dönüştüğünü yazıyor.

Adra'nın, çetelerin güçlü olduğu Duma ile Doğu Guta'ya yakın olduğu için öteden beri tehdit altında olduğunu kaydeden Independent muhabiri, geçen Şubat ayında "Eski Adra"nın çetelerin işgaline uğradığını hatırlatıyor. Aralık'taki saldırı da, ordunun beklemediği tüneller vasıtasıyla gerçekleştirildi.

Hasan Kasım Muhammed isimli bir Adralı, çetelerin Adra içinden işbirlikçi bulduğunu söylüyor. Buna göre Duma ve Doğu Guta'dan kaçan sığınmacılar, bazı apartmanlarda yaşıyorlardı. Bunlar çetelerin "uykudaki hücreleri" idi ve Aralık'ta saldırı başladığında çetelerin elinde olan ve kamu çalışanlarının isimlerinin bulunduğu listeler bu hücreler tarafından sağlanmıştı. İddiaya göre Enformasyon Bakanlığı'nda çalışan Heysem Musa, eşi ve kız çocuğu ortadan kaybolmuştu. Musa'nın cep telefonu arandığında, karşıdaki kişi Nusra Cephesi'nden olduğunu söylemişti.